| | Üretsiz Blog oluştur

Nigar İçkale/Kadın Ve Çocuk

NİGAR İÇKALE/TATİL PASTASI

Bugün öyle uzun uzadıya bilimsel bir şeyler falan yazmayacağım, şunu şöyle yapınız bunu böyle yapınız da demeyeceğim. Tatilde çocuğunuzla birlikte canınız ne istiyorsa onu yapınız içinizde hiçbir şey  keşke tatilde şunu da yapabilseydik bunu da yapabilseydik diye ukte kalmasın.  Çocuğunuzun makul olan isteklerini geri çevirmeden, onlarla inatlaşmadan yerine getirebilirsiniz bu davranışınız çocuğunuza kendisini iyi hissettirecektir. Önemsendiğini gören çocuk, kendisine olan özsaygısı gelişerek sosyal yönden, daha aktif, üretken, paylaşımcı, yaratıcı, sorumluluk alabilen, problem çözme becerisi gelişmiş çözüm odaklı, topluma ve yaşadığı çevreye duyarlı ve mutlu bireyler olacaklardır. Bazı pedagoglar sevginin tanımını çocuğunuzla birlikte geçirdiğiniz zaman içerisinde onunla yapmış olduğunuz etkinlik, onunla birlikte hazırlamış olduğunuz özgün bir ürün çalışması şeklinde tanımlamışlardır. Bende zamanı sınırlı, yoğun çalışan annelere etkinlik olarak birlikte hazırlayacağınız tatil pastalarını önereceğim, etkinliğimiz günün her saati uygulanabilir, katılımcılar da cinsiyet ayırımı yok, her cins  uygulayabilir, bu baba da olabilir. Yaratıcılığı sınırlandırmıyoruz, çocuklar diledikleri gibi pastalarını süsleyebilirler. Ebeveyn olarak bizim görevimizin gerektiğinde rehberlik etmek olduğunu unutmamalıyız. Sevgili anneler ben sözü daha fazla uzatmadan size sevgili yavrularınızla birlikte tatilde kolaylıkla hazırlayabileceğiniz, kolay pasta,  tarifimizi sizlerle paylaşmak istiyorum.


Uludağ pasta

Malzemeler

2 paket kepekli burçak bisküvi

2 Paket  sade kremşanti

1 su bardağı soğuk süt

1 paket (bir fincan içimlik üçü bir arada kahve)

1 yumurta akı

Süsleme için kiraz şekerlemesi, kivi ve muz önerilir.Çocuğun yaratıcılığını sınırlandırmamak için dilediği bir malzemeyle süslemesine izin verilmelidir.Eğer arzu edersek krem şantimiz  sade haldeyken bir miktar ayırıp krema torbası veya enjektör yardımıyla dilediğimiz figürdeki uçlar la süsleyebiliriz.

YAPILIŞI

Krem şanti ,süt,yumurta akı hepbirlikte önce kısa devinimde 1-2 dk.,daha sonra yüksek devinimde toplam 5-6 dk.olmak üzere mikser yardımıyla çırpılır ve istenilen kıvama gelmesi için  bir süre buzdolabında bekletilir.Diğer tarafta orta genişlikte bir cam kaba, bir kase içerisinde hazırlanmış olan vanilyalı sütün içerisine bisgüviler  teker teker batırılıp  çıkarılarak birinci sıra tamamlanır.Bisküvilerin üzerine dolapta beklemiş olan krem şanti ,içerisine belirtilen miktarda kahve ilave edilerek karıştırılır,daha  sonra  kalın bir şekilde bıçak yardımıyla sürülerek  spatula ile düzeltilir.Tekrar bisküviler aynı şekilde dizilerek işlem tamamlanır. En üst katına kalınca bir kat oluşturacak şekilde krem şantimizin tamamını boşaltarak, kırık beyaz tonunda kara benzeyen muhteşem pastamızı hazırlarız.Üzerini dilediğimiz şekilde süsleyerek buzdolabına koyarız..Afiyet olsun ,tatlı sohbetler.

 

 

N.NİGAR İÇKALE/8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ/ BURSA

DÜNDEN BUGÜNE KADIN

Geleneksel Kültür de Kadınlar sadece evde oturur,yemek yapar,çocuk bakarlardı. Ancak Kadın Eşinin gelir seviyesi düşükse    o zaman çalışır.Çalışan kadına acınılır,çalıştıran erkeğe de kızılırdı.Kadının ev hanımlığı,Erkeğinde ekonomik gücü  eş- dost  tarafından  sorgulanırdı.

Bazı Küçük Şehirler de Eşraf tan diye tabir edilen şehrin ileri gelen Aileleri de,kızlarına en fazla Lise Eğitimi aldırırlar ,tercihen de  kızlarını,İyı bir ev hanımı olmaları için  Kız Meslek Liselerine gönderirler, Bu okulları bitiren kızlar da nakış,dikiş,çocuk bakımı ve ev ekonomisi gibi konular da kendilerini  geliştirerek  iyi  bir   eş     bulmayı hedeflerlerdi.Bu Ailelerin kızlarına  talip olacak müstakbel damat adaylarının da  Teknik Üniversite mezunu Yüksek Mühendis  yada Doktor  olması tercih edilirdi.

90.yıllara gelindiğinde kadın artık eskisi gibi evde oturup çocuk büyüten, sosyal hayattan kopuk  olarak yaşayan bir varlık olmaktan çıkarak,sosyal hayata  ve iş hayatına   aktif olarak girmiş  her alanda var olduğunu  göstererek ,üreten kadın modelini ortaya çıkarmıştır.Bu değişim beraberinde birçok yeniliği de getirerek ailelerin kız ve erkek çocuklarına bakışlarına ,onların eğitimine, sosyal hayattaki konumlarına,hatta evlenme yaşlarına  dahi yansımıştır.Bununla beraber,evlilik anlayışında da köklü değişiklikler yaşanmıştır.Evlilik yaşı 20 li yaşlar dan 30 lu yaşlara çıkmış,eskisi gibi hemen evlenir evlenmez çocuk sahibi olmak  yerine, kariyerime devam eder, istediğim   zaman  da     çocuk yaparım diyen; yeni bir  kadın modelini de beraberinde getirmiştir.Bu dönem de ilk kadın Başbakanımız     olan   Tansu  Çiller inde ,Toplumun,Kadına , bakış açısının değişmesinde,Kadın kimliğinin öneminin benimsenmesinde ,gerek ülkemiz  adına gerekse kadın adına oldukça oldukça önemli bir adım oluşturmuştur.

Aslında Ülkemizin  tarihine bakıldığında kadınların tarih boyunca yaptıkları hiç de küçümsenecek gibi değildir.Tarihimiz ,kalıcı izler bırakmış sayısız kadın kahramanlarımızın  örnekleriyle     doludur yürekli,cesur,Anadolu kadınlarımız dan , bir Nene Hatun un   Kurtuluş savaşı sırasında vermiş olduğu mücadeleyi  ,Sakarya meydan muharebesinde bir Kara Fatma nın ,( gerçek adıyla Fatma Seher ERDEM ),  bir Halide EDİP ADIVAR ın,vatanları uğruna canlarını seve seve , feda etmeyi göze alarak, vermiş oldukları  yürekli,cesur ,mücadelelerini , tarihe  konu olmuş kahramanlıklarını unutmak mümkünmüdür.

Bugün  2010 Türkiye sinde kadın her şeye rağmen istenilen noktada bulunmamakla birlikte ,Kadın Hakları açısından geçirdiğimiz süreçlere bakıldığında   ulaştığımız   noktada    önemsenmeyecek  gibi değildir.

Bir, Başbakan Tansu Çiller,Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu,Prof.Dr.Türkan Saylan,TÜSİAD Eski Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ,Yeni TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner gibi kadınlarımızın  başarısı da ayrıca bir  kadın olarak göğsümüzü kabartmaktadır. Bugün     Türkiye de           pek      çok kadın  platformu  ,  dernekler ,     vakıflar, çeşitli (STK )sivil toplum kuruluşları Kadın konusun da yapmış oldukları çeşitli çalışmalarla toplumun bilinçlenmesinde oldukça önemli görevler üstlenmişlerdir.Bu toplumsal bilinçlenmenin neticecinde ,Artık,bugünün türk kadını toplumun her kademesinde   görev alarak,erkeklerle eşit koşullarda çalışarak her alanda söz sahibi olmuştur.Çağdaş ülkemizin,,Aydınlık, geleceğinin oluşturulmasında çok önemli katkıları olan, Değerli Kadınlarımızın, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.  Hep Birlikte ,Sağlıkla,Sevgiyle,,Aydınlık dolu ,Mutlu Yarınlara N.NİGAR İÇKALE

Bu yazı Nigar içkale tarafından hazırlanmıştır kaynak gösterilmeden Alıntı yapılamaz,aksi durumda yasal işlemler uygulanır.

ÇOCUK HAYATI NASIL ÖĞRENİR?

HAYAT BİR ÇOCUĞA NASIL ANLATILMALI?
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, 'Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl vermesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım:


Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı 'insan yetiştirmek' olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın.Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını...


Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden 'neden ben değil de o?' demeden... Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğ ini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu.Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını.


Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı. Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona,sıkılıp ta kendini yönlendirmeyi bulmasını.


Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla.


Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar,bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine...


Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.Kazandığı

elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona.


Aşk acısı çekmenin hiç âşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı...


Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret.


Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona...
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını,

ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını.


Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret.
Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı....
'İstemiyorum' ,'hayır' demeyi öğret ona, istediğinde ise 'istiyorum' demeyi.


Sevdiğinde ise'seni seviyorum' diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını...


Sorgusuz sevmeyi...Elyazısı ile notlar yazmayı... Lafı dolandırmamayı ...

Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini,

kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona.

Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını.
İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret...

Ama en çok da kendini sevmesini öğret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini. ..Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini.. Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını... 

Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona

N.Nigar İçkale/ İnsan Hakları

İnsan hakları, devlet karşısında her insanın sahip olması gereken özelliklerin tümüdür.
İnsan Hakları Evrensel Bildirisi: İlk yazılı metin 1789 Fransız Devrimi ‘nin yarattığı
İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisi ‘dir. Bu bildiri, evrensel nitelik taşıdığı için ondan sonra
birçok ülke tarafından benimsenerek, başka anayasalara da esas olmuştur. Daha sonra bu
bildiri yetersiz kalmış ve Birleşmiş Milletler örgütünde ele alınarak bir İnsan Hakları
Bildirisi hazırlanıp yayınlanmıştır. (10 Aralık 1948). Türkiye de, 1961 Anayasası’nda bu
hakların tümüne yer verilmiştir. Anayasamızın 14 - 34’üncü maddelerinde Türklerin kişisel
hakları ve özgürlükleri, 35-34’üncü maddelerinde sosyal ve İktisadi hakları gösterilmiş ve
haklar böylece anayasal güvence altına alınmıştır.
Kişinin yasal, maddi, manevi ve kişilik hakları şunlardır;
Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana
sahiptirler, birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar.
Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir görüş, ulusal ve sosyal
köken, mülkiyet gibi başka bir ayrım gözetmeksizin bütün hak ve özgürlüklerden
yararlanabilir.
Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır.
Herkesin, her nerede olursa olsun, hukuksal kişiliğinin tanınması hakkı vardır. Yasalar
önünde herkes eşittir.
Kimsenin, özel yaşamına, ailesine, konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak
karışılamaz, şerefine ve adına saldırılamaz.
Herkesin;
>Bir devlet topraklarında serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.
>Yetişkin her kadının ve erkeğin istediği kişi ile evlenme ve aile kurma hakkı
vardır.
>Mülkiyet hakkı vardır, kimse keyfi olarak mülkiyetten yoksun bırakılamaz.
>Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü vardır.
>Dernek kurma ve derneğe üye olma, sendika kurma, üye olma (silahsız ve
saldırısız toplanma koşulu ile) hakkı vardır.
>Seçme ve seçilme hakkı vardır. Kamu hizmetlerinden eşit olarak yararlanabilir.
>Çalışma, işini seçme, sosyal güvenlik, eşit iş için eşit ücret hakkı vardır.
>Herkes eğitim hakkına sahiptir, istediği dalda eğitim alabilir.
>Sağlık ve tıbbi bakım hakkına sahiptir

MUTLULUK ULAŞILMASI GEREKEN YER DEĞİL, GİDİLEN YOLDUR.


Ruhun dünyaya gelme amacı mutlu olmak değil, tekamül etmektir. Mutluluk ise bir amaç değil, bir sonuçtur. Mutluluk maddi değerlerle edinilemez, çünkü maddi değerler geçici olup, bir gün yok olacaklardır. Şu halde gerçek veya devamlı mutluluk, geçici olmayan manevi değerlere bağlı olup, ebediyen yaşayacak olan ilahi aşk ve canlılara duyulan sevgiyle  ilgilidir. Gerçek mutluluk, başkaları için verilen emeklerin ruhta bıraktığı hazlardır, vazifesini yerine getiren varlığın duyduğu huzur ve sevinç halidir.

İsra 37: Kibirli olma, alçakgönüllü davran.
Müddesir 1-5: Kendini fazla abartma.
Tekvir 25-27: Her şeyin üstesinden gelemeyeceğini asla unutma.
Bakara 156: Çaresizlik tuzağına düşme. Her zaman bir umut ışığı olduğunu aklından çıkarma.
Beled 5-6: Her şeye hakim olmak için uğraşıp hayatı yaşanmaz hale çevirme.
Hucurat 10: Büyüklük kompleksine kapılıp, insanları ezerek arkadaşlarını kendinden uzaklaştırma.

Muhammed 7: İyiliği karşılık beklemeden yap.

Rum 21: Tek başına mutlu olunamayacağını bil. Çevrenin mutluluğu için gayret göster.

Vakıa 83-87: Ölümden korkmak yerine, ölüm gerçeğiyle yüzleş.

Bakara 263: Yaptığın iyilikleri unut. Anlatarak onları kıymetsizleştirme.

Furkan 63: Sana yapılan kötülüğün karşılığını vermek yerine. Öfkenin dinmesini bekle.

İnşirah 1-3: Seni huzursuz edecek işlerden uzak dur. İhtirasını törpüle.

Maun 4-5: Eleştirinin keskin bir bıçak olduğunu unutma. Söyleyeceklerini iyi tart.

Mücadele 7: Hiçbir sırrın sonsuza kadar gizli kalamayacağını unutma.

Rahman 7-9: Çıkarcı olma. Adil davran.

Tekasür 1-2: Kibrine yenilip hep daha fazlasını isteyerek hayatını zehir etme.

Tevbe 40: En zor zamanda bile kesinlikle ümitsizliğe kapılma.

Fatır 19-22: Senden iyi durumda olanlara bakıp üzüleceğine, senden zor durumda olanları görüp rahatla.

Fecr 27-28: En sevdiğin şeyleri, başkalarıyla paylaşmanın keyfine var.

Hakka 33-35: Hayatının vazgeçilmezleri olsun. Onları küçük çıkarlar için asla feda etme.

Haşr 10: Muhatabına güvenmek istiyorsan, önce sen güvenilir ol.

Kalem 1-2: Yazdıklarının ve yaptıklarının peşini bırakmayacağını unutma. Gücünü insanların yararına kullan.

Münafıkun 4: Bencil olma, tebrik etmeyi bil.

Saff 2: Yalandan uzak dur.

Yusuf 32-33: Modern hayatın çarpıklaştırdığı kadın-erkek ilişkilerinin, hayatını esir almasına izin verme.

Ankebut 41: İyi bir dostun, paha biçilmez olduğunu aklından çıkarma.

Al-i İmran 92: İyilik yapma arzunu, şarta bağlama. Vermek almaktan daha büyük bir ihtiyaçtır, asla unutma.

En’am 50: Önyargılarla hayatı kendine zehir etme.

En’am 60: Bildiklerinle açıklayamadığın şeyler, hayatının kâbusu olmasın.

Felak 1-5: Korkuların tutsağı olarak yaşamaktan vazgeç.

Hacc 46: Kendini, hep daha iyiye ulaşmak zorunda olduğuna koşullama.

İbrahim 42: Merhametli olmaktan asla vazgeçme.

İsra 23: Anne ve babana ‘off‘ bile deme.

Nisa 149: Kendini sürekli övmekten uzak dur.

Yunus 12: Vazgeçilmez olmadığını kabul et.

Enfal 56: Sözünüzde durmamanın utanç verici olduğunu aklından çıkarma.

Furkan 43: Heveslerini kendine ilah edinme.

Necm 3: İnanma duygunu diri tut.

Nisa 58: Karar verirken, vicdanının sesini duymazlıktan gelme.

 

 

MUTLUSUN DEMEKKİ!

Evini bir davet sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan, Bir çok arkadaşın var demektir.
Faturalarını ödeyebiliyorsan, Bir işin ve gelirin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa, Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa, Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan, Yürüyebiliyorsun demektir
Herhangi bir konuda düşüncelerini söyleyip eleştiri yapabiliyorsan, Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan, Duyuyorsun demektir.
Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa, bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa, Isınıyorsun demektir
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa, Yığınla giyeceğin var demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa, Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa, O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN, MUTLUSUN DEMEKTİR
DOLAYISIYLA MUTLULUK .... Sorunsuz bir yaşam değil,
Onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir......

 

 

YAŞAMIMIZA IŞIK TUTACAK İBRET  HADİSLER

-Akılca en mükemmeliniz, Allah'tan en çok korkanınızdır.

-Kıyâmet günü Cennete ilk çağırılacak, varlıkta da darlıkta da Allah'a çok hamdedenlerdir.

-Kıyâmet gününde ilk hesaplaşacak kimseler, komşulardır.

-Kıyâmet gününde Âdemoğlu, şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden ayrılmaz;
1.Ömrünü nerede ve ne sûretle harcadığından,
2.Yaptığı işleri ne maksatla yaptığından,
3.Malını nereden kazandığından ve nerelere sarfettiğinden,
4-5.Vücudunu, sıhhatini nerede ve ne sûretle yıprattığından.

-Bütün insanlar günah işler, fakat günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.

Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir.

-Kişi haksız olarak bir şeye lânet ederse, o lânet kendine döner.

-Kurban kesiniz. Onunla nefsi temizleyiniz. Bir kimse, gününde kurbanını alır, kıbleye yatırırsa, onun boynuzu, tersi, kanı, kılı ve her zerresi Kıyâmet Günü o kimse için hazır olur. Yere düşen kan, Alah'ın muhâfazasına düşmüş olur. Az infak edin, çok ecir alın.

-Sana her ne iyilik erişirse Allah'tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi kusurun sebebiyledir.

  -Severken itidalden(ölçüden,sabırdan) ayrılma. Olur ki bir gün darılırsın, dost iken yaptığın aşırı hareketlerden mahcub olursun. Dargın olduğun zamanlarda da itidalden ayrılma. Olur ki bir gün dost olursun. Dargınken yaptığın hareketlerden mahcubiyet hissedersin.

-Dostunu zaman zaman ziyaret et ki sevgin artsın.

-Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin.


 

ERİC FROMM"İnsanın onkolojik yapısından ve içtimai bir varlık olmasından kaynaklanan din ihtiyacı,gelişmişlik düzeyine bağlı olarak artar.Kişinin kendini inşa etmesinde din önemli bir araçtır" der.Amerikalı genetik uzmanı Dr.Dean Hames,Tanrıya inanma ihtiyacı ile ilgili bir genin varolduğunu bununla ilgili çalışmaların

devam ettiğini söylemektedir.Bilim evrenin nasıl yaratıldığı ile ilgilenirken,Din evrenin nasıl yaratıldığıyla alakadardır.Mesela"Ben kimim,hayatın anlamı ve evrenin amacı nedir? Evrendeki düzen kim tarafından kuruldu?Ölümden sonra yaşam varmı?İyilik nedir?gibi soruların cevabı din merkezlidir.Dini insan psikolojisinden ayırmak gerçekçi değildir.Empati yapmak,dürüst olmak,yalan söylememek,koruyucu ruh sağlığının bütün özellikleri,insana dinin kazandırdığı ahlaki erdemlerdir

YARARLANILAN KAYNAKLAR:

Kadın psikolojisi Prof.Dr. Nevzat TARHAN 

Hayata Gülümse Sıtkı ASLANHAN

Kuranıkerim Türkçe meali Prof.Dr.Yaşar Nuri ÖZTÜRK

Tam Dua kitabı Hattat Hafız Yusuf TAVASLI 

Bu yazı N.Nigar İÇKALE Tarafından hazırlanmıştır.Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.

N.NİGAR İÇKALE / BU ÜLKEDE YAŞAYAN HERKESİN BAYRAMI KUTLU OLSUN

http://sessiznida.files.wordpress.com/2007/12/kurbanbayrami2.jpg

 

Sevgili kardeşlerim,dostlarım

Bayram, sevinç günü demektirKalplerin duygu ile dolduğu sevincin her yanı sardığı milli birlik ve beraberlik duygusunun en yoğun yaşandığı dostluk ve kardeşlik günüdür. Bayramlar insanları birbirine yaklaştıran, kırgınlıkları ortadan kaldırarak,küslüklere son veren aynı kara parçasında yaşayan, aynı heyecanı taşıyan,aynı dine inanan müslümanların sevinçlerini  paylaştıkları çok  kutsal günlerdir.
 
Çok mübarek bir gün olan bayramlarda,camilerde  topluca yapılan ibadetler, dualar, cemaat halinde kılınan bayram namazları müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin en güzel göstergesidir.
Yüce Allah kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.”(Hucurat-10)
Müslümanların  müslüman kardeşleriyle olan ilişkilerinde kardeşlik duyguları içerisinde olmalarını emreder. Bu kardeşlik öyle bir kardeşliktir ki; sevgi, saygı, dayanışma, yardımlaşma… gibi duygularıda beraberinde getirir.
Günümüzde insanlar gereksiz yere birbirlerine küsmekte, darılmakta, hatta düşmanlığa varan gruplaşmalar ve bölünmeler olmaktadır. Aynı işyerinde çalışanlar arasında, aynı apartmanda ve sokakta komşular arasında, aynı evde eşler arasında, akrabalar arasında… birbirlerine küs olanların sayısı hiçte az değildir.
Yüce dinimiz İslam, kırgınlıkların büyütülmemesini ve küskünlük halinin üç günden fazla olmamasını tavsiye etmiştir. Bu konu ile ilgili sevgili Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Birbirinize kin gütmeyiniz, birbirinize haset etmeyiniz, birbirinize küsüp sırt çevirmeyiniz! Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz! Bir Müslüman’ın, din kardeşiyle üç günden fazla küs durması helal değildir.”
Birbirleriyle ilişkilerini tamamen kesen ve küsen Müslümanların, bu huylarından vazgeçerek sürekli barış halinde yaşamalarının ne kadar da önemli olduğunu sevgili Peygamberimiz şu sözleriyle ifade buyurmuştur: “Bir kimse Müslüman kardeşi ile bir sene küs durursa, onun kanını dökmüş gibi günah işlemiş olur.”
Birbirleriyle küs olan ve bir araya gelmeyen, hatta işi birbirleriyle savaşmaya kadar götüren grupların aralarını düzeltmemizi emreden yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “ Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin…” ( Hucurat-9)

Yine bir başka ayeti kerimede: “…O halde siz (gerçek) müminler iseniz Allah’tan korkun, aranızı düzeltin, Allah ve Resulüne itaat edin.” (Enfal,1)
Demek ki, din kardeşlerimizle iyi geçinmek, küs durmamak, dargınların barışmaları için aracılık yapmak, dinimizin bize öğrettiği hasletler ve yerine getirmemiz gereken emirlerdir.
Kur’an-ı Kerim, akrabalık bağlarımızı koparmamamızı, akrabalar arasında oluşacak olan dargınlık ve uzaklaşmaları da kesin bir şekilde yasaklamıştır. Bu konu hakkında yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa,1)

BAYRAMDA  MÜSLÜMAN KULUN YAPMASI GEREKEN VAZİFELERİ

-Bayramlar, biz müslümanların ortaklaşa sevindiği mutlu ve mübarek günlerdir. Hepimizin bu sevinci paylaşabilmesi için çevremizde yaşayan insanlara karşı duyarlı olmamız gerekmektedir. :
-İnsanlara Karşı güler yüzlü,tatlı dilli olmalı.
- İhtiyaç halinde bulunan kardeşlerimize,dostlarımıza yardımda bulunarak onları sevindirmeli,
- Din kardeşlerimizin bayramını,kutlamalı
- Ana-babamızı, büyüklerimizi ve dostlarımızı ziyaret etmeli,
- Hakkın rahmetine kavuşmuş olan yakınlarımız için sadaka vermek,yemek yedirmek, kabirlerini ziyaret ederek Kur'an okumak ve dua etmek gibi
- Küs olduğumuz,kalbini,kırdığımız insanlardan özür dileyerek,onların gönüllerini almak,onlarla helalleşmek, aradaki sevgiyi çoğaltır, dargınları barıştırmak,büyüklerimizin ve bizi seven dostlarımızın hayır duasını almak.

-Bayramlaşırken,hediyeleşmek,büyüklerimize saygımızı,küçüklerede sevgimizi gösteren hediyelerle sevindirmeliyiz.
-Hasta ve yoksul,öksüz-yetim kalmış dost ve akrabalarımızı ziyaret  ederek onların ihtiyaçlarını karşılamak, sıkıntılarıyla ilgilenmek, onlara sahip çıkmak boynumuzun borcudur.  
-Çocuklarımızın ,evimizin ihtiyacını karşılarken ihtiyaç sahibi müslüman kardeşlerimizin ihtiyaçlarını(erzak,çocuklara bayramlık kıyafet almak,harçlık vermek,kurban eti göndermekvb.iht.karşılayarak onları sevindirmemiz gibi. )da görmemiz onlara karşı sosyal sorumluluk hissetmemiz dinimizin emridir

-Hakkın rahmetine kavuşmuş olan tüm ümmeti müslümanlar için ,banada  dua okuyan yokmu diyen kimsesiz kullar için dua ve fatiha yı   eksik etmemeliyiz.

      Yüce Rabbim den herzaman hayırlı,uğurlu,bereketli,sevinçli,dostluk ve kardeşliğin arttığı en güzel bayramları biz kullarına kısmet etmesini niyaz ediyorum.

SEVGİLERİMLE

NEVRİYE NİGAR İÇKALE

BU yazının tamamı kişisel bilgilerimle hazırlanmış olup başkaları tarafından kaynak gösterilmeden kullanılmasına izin verilmez.Aksi durumda yasal yaptırımlar uygulanır.

Yararlanılan kaynak:Kutsal kitabımız Kurani kerim

 

 http://img515.imageshack.us/img515/8489/930488480249b1677eood7.jpg

 
 
 

 

 

N.NİGAR İÇKALE/24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Öğretmenlik mesleği insanlık tarihi kadar eskidir.Ülkemizde İlk olarak  Selçuklular döneminde öğretmen yetiştirilmeye başlanmıştır,150 yılı aşkın bir süredirde öğretmen yetiştirilmektedir.CUMHURİYETİN KURULMASI İLE BİRLİKTE çeşitli devrimler yapan Mustafa Kemal ATATÜRK Harf devrimi ile birlikte yeni harflerin öğretilmesi için yazı tahtasının başına geçerek harfleri türk ulusunun öğrenmesi için canla başla çalışmaya başladı.Bakanlar kurulunun 11.11.1928 günü yaptığı toplantıda almış oldukları bir kararla ATAMIZA “Millet mektepleri başöğretmenliği”     ünvanı verildi. Atamız da    BAŞÖGRETMEN ünvanını 24.11.1928 de kabul etti .Cumhuriyet döneminde köy enstitüleri açılarak burada yaparak yaşayarak öğrenmeye yönelik ,nitelikli ,ülkenin kalkınmasında ve toplumun gelişmesinde, önemli katkıları olan eğitimciler ve öğretmenler de bu okullarda yetiştirildiler.Daha sonraki yıllarda köy enstitüleri kapatılarak yerlerine eğitim enstitüleri açılarak oralarda öğretmen yetiştirilmeye devam edildi.Daha sonra da bütün eğitim enstitüleri Yök e bağlanarak, çeşitli üniversitelerin eğitim fakültelerinde öğretmen yetiştirilmesine devam edildi.

 Ulusumuzun kurucusu BAŞÖGRETMEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ ÜN 100.DOĞUM YILDÖNÜMÜ OLAN 1981 Yılında 24 kasımın her yıl öğretmenler günü olarak kutlanmasına  karar verildi o tarihten itibarende her yıl 24 kasım okullarda öğretmen ve öğrencilerce   öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.Bu özel günde öğretmenlerimize verebileceğimiz en büyük armağan çalışkan,dürüst ve insani değerlere sahip erdemli insanlar olmamız, öğretmenlerimize verebileceğimiz en büyük armağandır.Atamız bir köy okulunu ziyaret inde. Ders vermekte olan genç bir öğretmenin sınıfına girdiğinde öğretmenin  yerini atamıza bırakması üzerine atamız hemen, lütfen yerinize oturunuz ve dersinize devam ediniz! Eğer izin verirseniz biz sizin bilgilerinizden istifade etmek isteriz demiştir.ATAMIZ IN bu sözü öğretmene ve öğretmenlik mesleğine verdiği önem ve saygının  en güzel göstergesidir.

Eğitim ,bireyin davranışlarında,kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendik değişme meydana getirme sürecidir.Diğer bir özelliğide bireyin gizil gücünü ortaya çıkarmasına ve yeteneklerini en üst noktaya kadar geliştirmelerine yardımcı olmaktır.                                                                                                                                                 

 

ÖĞRETMENİN ROLÜ

Ruhsal yönden sağlıklı olup,ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştirmenin önemine inanır  onlara güven vererek çocukları gereksiz yarışlara sokmaz. onlar üzerinde sevgi ve saygı yaratır.

Eğitim felsefesini,amacını,işlevini ve eğitim biliminin gelişimini bilİr.

İyi bir öğretmen, insanlarla kolayca iletişim kurabilir,gerektiğinde öğrencinin sırdaşı,arkadaşı,danışmanı olur.Genel kültür sahibidir;Öğrencilere konuşmasıyla,demokratik tavır ve anlayışıyla,giyimiyle,sosyalliği ile örnek rol model olarak onların kişisel gelişimlerine katkı sağlar

Sorumluluklarınn bilincindedir,karşılaşılan sorunlar karşısında her zaman soğukkanlı ve çözüm odaklıdır.Başarılı İletişimin en önemli koşulu olan empati kurmanın önemini bilir.öğrencinin değerlendirilmesi,sorun çözümleme,durum değerlenlendirilmesi

vb.konulardada empatiyi kullanır.

Toplumsal kalkınma, çevre,insan hakları gibi konularda bilinçli ve duyarlı olmalıdır.

İyi bir öğretmen alan bilgisinin yanında insan sevgisi, toplumsal bilinci ve öğretmenlik becerisi en üst düzeyde olan kimsedir

Çocuk için öğretmen ana baba gibidir.Öğretmen ana babalık yapmasada ana baba ruhu taşımalıdır.

Öğretmen bilgi verme ve öğrenim sürecini yönetme, sınıf içi düzen ve disiplini sağlamalıdır.

Öğretmen, çocuğun kişiliğinin oluşumunu ve gelişimini biçimlendiren insan olarak kişinin kendisini bulmasına, gerçekleştirmesine yardımcı olmalıdır

Kişinin toplumsal ve evrensel değerler doğrultusunda düşünerek, sorarak,araştırarak,eleştirerek,tartışarak yaşam boyu öğrenmesini sağlamalıdır.

Demokratiklik,laiklik ve bilimsellik gibi çağdaş değerleri de öğrencilerine kazandırmalıdır..

Öğretmenlik mesleği herkesin yapabileceği bir iş değildir tamamiyle gönül işidir,sevgi işidir.

ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ VE SORUNLARI

         İnsan kişiliğinin ve toplumun gelişmesinde çok önemli bir misyonu olan öğretmenlik mesleği dünyanın en önemli ,en kutsal mesleği olmasına rağmen gelirinin az olması, mesleğin küçümsenmesine neden olmaktadır.Öğretmenlerin,.sosyal ve kültürel aktivitelere çok istemelerine rağmen maddi olanaksızlıklar yüzünden katılamamaları ,ailelerini geçindirebilmek için ek iş yapmaları ,yaşam standartlarının yükseltilmemesi  öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenlerin toplumda hak etmiş oldukları değeri görememeleri mesleğin cazibesinin azalmasına neden olmaktadır.

En iyi koşullarda yaşamayı  en çok hak eden meslek grubu kim diye sorulduğunda umarım herkesin ortak cevabı ÖĞRETMENLER olacaktır.Öğretmenlerimize yaşarlarken bizleri  yetiştirmek için ne kadar  emek verdiklerini  onlara yaşamımıza katmış oldukları değerler için,kişisel gelişimimize  örnek rol model olarak rehber oldukları  için ne kadar teşekkür etsek azdır.Yılda en az  bir kez öğretmenlerimize telefon ederek, ziyaret etme imkanımız varsa ziyaret ederek onları her fırsatta saygı ve sevgiyle hatırlamamız, yetiştirmiş  oldukları  öğrencileri tarafından unutulmadıklarını görmek onları mutlu edecektir.

Beni dünyaya getirerek,bugünlere gelinceye kadar  çok büyük emekler veren ,toplumsal ve  evrensel değerler   doğrultusunda gerçek bir insan olarak yetişmemi sağlayan çok değerli öğretmenlerim biricik anneme ve babama ,Daha sonraki yıllardada,bana emeği geçen,kişisel gelişimime katkısı olan,hayat felsefemi oluşturmamda  düşünce ve davranışlarıyla bana örnek olan bütün  öğretmenlerimin öğretmenler gününü kutlar  ,hakkın rahmetine kavuşmuş olan öğretmenlerimizede tanrıdan rahmet dilerim.

BU yazının tamamı kişisel bilgilerimle hazırlanmış olup başkaları tarafından kaynak gösterilmeden kullanılmasına izin verilmez.Aksi durumda yasal yaptırımlar uygulanır.

Yararlanılan kaynaklar.ibrahim ethem  Başaran-eğitime giriş

Genel psikoloji-feriha Baymur

Çocuk ruh sağlığı-Haluk Yavuzer

http://www.bilimegitim.com.tr/db/resimler/foto1_1.jpg

İNSANI İNSAN YAPAN SAHİP OLDUĞU DEĞERLERİDİR.UMARIM YAŞAM SERÜVENİMİZİ VEFALI DOSTLARLA TAMAMLARIZ.

HIZLI KONUŞMANIN NEDENLERİ

*Sinirlilik,sabırsızlık,korku ve endişe,

*Eşyaların sert bir şekilde bırakılıp konması

Kapı ve pencerinin sert kapanması,

*Yemeğin sessiz bir şekilde yenmesi

*Hızlı adımlarla uzaklaşmak,

*Farklı kişilere yönelmek

*Farklı kişileri azarlamak,

*Normal dinlerken;zamanla başın yukarı  doğru kaldırılması iletişimin koparıldığını gösterir.

 

YARDIMSEVER BİR KİŞİLİK NASIL  TANINIR

*Cömertlik ve fedekarlığı ile dikkat çeker

*Davranışlarında tarafsız olmaya çalışır.

*İnsanları karşılık beklemeden sever

*Çevresindeki insanların duygularını anlamakta  duyarlıdır

*Duyarlı şefkatli ve fedakardır.

 

BİR İNSANI NASIL TANIRSINIZ. -

SAĞLIKSIZ BİR KİŞİLİK –ÇIKARCI BİR İNSAN NASIL TANINIR

*Muhataplarını kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilir.

*İnsanların kendilerini suçlu hissetmelerini sağlayarak onları minnet altında bırakır.

*İnsanlardan her istediğini alabileceğine inanır ve  bunu bir hak gibi algılar.

*Çevresindekiler tarafından kullanıldığını   zanneder.Bu durum psikolojisini etkiler.

*İstekle yaptığı  işler ve davranışlar konusunda kendisini ve çevresini aldatabilir.

*Nabza göre davranarak insanlar üzerinde olumluymuş izlenimi yaratmada da oldukça etkilidir

*Kıskançlığı ile karşısındaki insana akla gelmeyecek zararlar verebilir.

*Söylediklerinin arkasında durmayıp  inkar ederek zor anlar yaşatır,

*Kelimelerle oynama konusunda bir hayli başarılı olup muhataplarını çıldırtır.

*Farklılıklara  tahammül ve saygısı yoktur farklı olan her şey kötüdür.

şeytan tüyü,remzi çavuş bilgilerinden yararlanılmıştır.

 

UMARIM  YAŞAM SERÜVENİMİZİ  VEFALI DOSTLARLA TAMAMLARIZ

 

Bu kişilik özelliklerinden siz hangisine giriyorsunuz? Umarım cevabınız *YARDIMSEVER* KİŞİLİKTİR.Değer yargılarımızın eskisi gibi önemsenmediği ,yardımlaşmanın unutulduğu,gerçek dostlukların önemini yitirerek çıkar dostluklarının yerini aldığı şu günlerde gözü gönlü  güzel ,yüreği temiz, sevgi ve şefkat dolu,güvenilir, özü sözü bir, cömert ,fedakar,adil,duyarlı,vefalı, nazik insanlara ne kadar da çok  ihtiyacımız var.TAHMİN EDEMEYECEĞİNİZDEN DAHA ÇOK…………

 

İYİLİK,DÜRÜSTLÜK,YARDIMLAŞMA,PAYLAŞMA,SEVGİ,SAYGI, FEDEKARLIK vb. davranışlar ,evrensel değerlerdir.İnsanı insan yapan sahip olduğu bu ERDEMLİ Davranışlarıdır.Bunlar içinde yaşadığı AİLE ortamında öğrenilir OKUL ORTAMINDA da geliştirilerek şekillendirilir.BUNLAR  ,ulaşılması mümkün olmayan ,olağanüstü nitelikler(Bilgelik) değildir.Her insanda olması gereken insani vasıflardır.Bu vasıflara sahip olmayan insanın diğer canlılardan hiçbir farkı  yoktur.Bireyin kişiliği kalıtım ve çevrenin ürünüdür.Bir takım özelliklerimizi kalıtım yoluyla kazanırken diğer taraftan içinde yaşadığımız çevresel koşullar, ,sahip olduğumuz ailenin sosyo ekonomik koşulları , değer yargıları , zengin uyarıcı bir fiziksel çevre ,aile ile çocuk arasındaki ilişkinin niteliği,birlikte yapılan aktivite ve paylaşım(sözel veya uygulama)gibi bunlar çocuğun güçlü yanlarını ortaya çıkararırken zayıf yönlerininde güçlendirilmesiyle  potansiyelini  en üst noktaya ulaştırır. Sevgi ve ilginin   çocuğun akademik ve hayat başarısını yükseltmesinde,sağlıklı kişilik  geliştirmesinde oldukça büyük önemi vardır.Kısaca özetlemek gerekirse sevgi emektir,sevgi güvendir ,sevgi değer vermektir,önemsemektir.çocuğa ayırdığımız zamandır,,ortak paylaşımlarımızdır,en önemlisi KOŞULSUZ VERMEKTİR.Bu tür ailelerde yetişen çocuklar kendileri ve hayatla barışıktır ,özsaygıları gelişmiştir,geleceğe dair amacları ,umutları vardır.Empati kurarlar, farkındalık ve  sorumluluklarının  bilincindedirler.sağlıklı kişilik  ancak sağlıklı bir aile ortamında geliştirilir.N.NİGAR İÇKALE

 

         ****  BU yazının tamamı kişisel bilgilerimle hazırlanmış olup başkaları tarafından kaynak gösterilmeden kullanılmasına izin verilmez.Aksi durumda yasal yaptırımlar uygulanır.

YOLUNUZ AYDINLIK ,YÜREĞİNİZ SEVGİ ,DOSTLARINIZ, KADRİ  YÜCE  İNSANLAR OLSUN! N.NİGAR İÇKALE****

                 

 

KADINLAR NEDEN ÇOK KONUŞUR?

-Kadınlar keyfsiz .üzgün oldukları zamanlarda kendilerini daha iyi hissetmek için bolca konuşurlar-

-Kadınların  erkeklerden daha duygusal olmalarından dolayı  daha çok konuşurlar

-Kadında varolan östrojen ve progesteron adlı kadınlık hormonlarının etkisiyle

- Paylaşma ve yardımlaşma hisleride konuşkanlığını artırıyor.

-Yalnız kalma endişesiyle  diğer insanlarla yakınlaşma  isteği  konuşma ihtiyacını artırır

-Bilgilerini paylaşmak için konuşur.

-Kadınların erkeklere göre daha şeffaf olmalarıda bolca konuşma ihtiyacını artırıyor.

 

 

 

*****MIRILTILI KONUŞMANIN SEBEPLERİ*******

-GÜVEN EKSİKLİĞİ

-HEYECAN

-NET OLAMAMAK

-RAHAT OLMAMAK

-KAFANIN BİRŞEYLERE TAKILI OLMASI

-YORGUNLUK VE HASTALIK

 

yararlanılan kaynak:kariyer /Remzi çavuş

 

 

 

N.NİGAR İÇKALE/ÇOCUKLARDA SEVGİ EKSİKLİĞİ

Sevgili Anneciğim, Babacığım

Bütün duygu ve düşüncelerimi dile getirebilseydim, size şunları söylemek isterdim:

Deneme ile öğrenirim. Bana oyunda, arkadaşlıkta ve uğraşılarımda özgürlük tanıyın.

Beni her yerde, her işimde, koruyup kollamaya çalışmayın. Davranışlarımın sonuçlarını

kendim görürsem daha iyi öğrenirim. Kendi işimi kendim görmeye alıştırın. Büyüdüğümü

başka nasıl anlarım?

Büyümeyi çok istiyorsam da ara sıra yaşımdan küçük davranmaktan kendimi

alamıyorum. Bunu önemsemeyin. Ama siz beni şımartmayın. Hep çocuk kalmak isterim

sonra. Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe almadan

edemiyorum. Bana yerli yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca sizlere güvenim

azalıyor.

Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni

sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç

kısıtlanmayınca ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce hem bocalıyor

hem de bundan yararlanmadan edemiyorum.

Beni dinleyin. Öğrenmeye en yakın olduğum anlar, soru sorduğum anlardır.

Açıklamalarınız kısa ve açık olsun.

Öğütlerinizden çok davranışlarınızdan etkilendiğimi unutmayın. Beni eğitirken ara

sıra yanlışlar yapabilirsiniz. Bunları çabuk unuturum. Ancak birbirinize saygı ve sevginizin

azaldığını görmek beni yaralar ve sürekli tedirgin eder.

Çok konuşup çok bağırmayın. Yüksek sesle söylenenleri pek duymam. Yumuşak ve

kesin sözler bende daha iyi izler bırakır. “Ben senin yaşında iken...” diye başlayan sözleri

hep kulak ardına atarım.

11

Küçük yanılgılarımı büyük suçmuş gibi başıma kakmayın. Beni, korkutup

sinirlendirerek, suçluluk duygusu aşılayarak usandırmaya çalışmayın. Yanlış davranışım

üzerinde durup düzeltin. Ceza vermeden önce beni dinleyin. Suçumu aşmadığı sürece

cezama katlanabilirim.

Beni yeteneklerimin üstünde işlere zorlamayın. Ama başarabileceğim işleri yapmamı

bekleyin. Başarmam için beni destekleyin. Hiç değilse çabamı övün. Bana güvendiğinizi    

belli edin. Beni başkalarıyla karşılaştırmayın; umutsuzluğa kapılırım. Benden yaşımın

üstünde olgunluk beklemeyin. Bütün kuralları birden öğretmeye kalkmayın. Bana süre

tanıyın. Yüzde yüz dürüst davranmadığımı görünce ürkmeyin.

Beni köşeye sıkıştırmayın, yalana sığınmak zorunda kalırım. Sizi çok bunalttığım

sırada bile soğukkanlılığınızı yitirmeyin. Kızgınlığınızı haklı görebilirim, ama beni

aşağılamayın. Hele başkalarının yanında onurumu kırmayın. Unutmayın ki, ben sizi

yabancıların yanında güç durumlara düşürebilirim.

Bana haksızlık ettiğinizi anlayınca açıklamaktan çekinmeyin. Özür dileyişiniz size

olan sevgimi azaltmaz; tersine, beni size daha çok yakınlaştırır.

Aslında ben sizleri olduğunuzdan daha iyi görüyorum. Bana kendinizi yanılmaz ve

erişilmez göstermeye çabalamayın. Yanıldığınızı görünce üzüntüm büyük olur.

Biliyorum ara sıra sizi üzüyor, belki de düş kırıklığına uğratıyorum. Bana

verdiklerinizin yanında benden istediklerinizin çok olmadığını da biliyorum. Yukarıda

sıraladığım istekler size çok geldiyse birçoğundan vazgeçebilirim; yeter ki beni ben olarak

seveceğinize olan inancım sarılmasın.

Benden “örnek çocuk” olmamı beklemezseniz, ben de sizden kusursuz ana-baba

olmanızı beklemem. Sevecen ve anlayışlı olmanız bana yeter.

Sizin çocuğunuz olarak doğmak elimde değildi. Ama seçme hakkım olsaydı, sizden

başka kimsenin çocuğu olmak istemezdim!

Sevgiler

Çocuğunuz

"Prof. Dr. Atalay Yörükoğlu' nun kitabından alınmıştır.

 

SEVGİNİN ÖNEMİ

 

"Her dönemde anne-baba sevgisi çocuğun ruh sağlığını olumlu etkiler.

Bireyin ruh sağlığının yerinde olması, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilmesi

için psiko-sosyal ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Sevme-sevilme, başarılı olma, kabul

görme, bir gruba dahil olma gibi ihtiyaçlar psiko-sosyal ihtiyaçlardandır ve bireyin kendisini

iyi hissetmesi için önemlidir.

Gerek fiziksel ihtiyaçlar, gerekse psiko-sosyal ihtiyaçlar zamanında ve yeterli

karşılanmadığında bireyde olumsuz davranışlar görülebilir.

 

 

Sevme ve Sevilme İhtiyacı

Sevgi; insanları bir arada tutan en önemli etken, karşılıklı yararlanma ve dayanışma

gereksinimidir. Ancak sevginin karışmadığı insan ilişkileri, çıkar ilişkileri olmaktan öteye

gidemez. Sevgi, insan topluluğunun bulunduğu her yerde vardır. Sevgi, ailenin olduğu gibi

toplumsal yaşamın da kaynaştırıcı gücü ve mayasıdır. Sevgiyi en geniş anlamda, “insanları

birbirine yaklaştıran olumlu ve iyi duyguların tümü” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Ana

baba sevgisi, çocuk sevgisi, kardeş, arkadaş, eş sevgisi, yurt ve insanlık sevgisi evrensel olan

tek bir duygunun değişik görüntüleridir. Sevecenlik, ilgi, anlayış, hoşgörü, acıma, bağlılık ve

beğenme de bu duygunun ürünleridir.

İnsanoğlu doğduğu andan itibaren sevmek ve sevilmek ihtiyacındadır ve başta anne

baba olmak üzere büyüdükçe sevme alanlarını ve sevilme ihtiyacını geliştirirler. Başlangıçta

sadece anne babası tarafından sevilmeyi isteyen çocuk zamanla arkadaşları, öğretmenleri,

komşuları tarafından sevilmeyi ister. Çocuk ilk zamanlar doğal bir içgüdüyle sevmeyi

bilirken, büyüdükçe anne ve babasından sevgiyi öğrenir.Anne babanın sözcüklerinden çok

hareket ve davranışları önem taşır.Burada iki önemli nokta sözkonusu ;

birincisi çocukla geçirilen zaman da ortak faaliyeti paylaşma, ikincisi ise konuşmadır. .

İnsan sevme yeteneğini sevilerek kazanır. Sevginin temel taşı kabul duygusudur. Çocuğun tek dayanağı anne-babasının

sevgisidir. Sevgi gereksinimi ömür boyu sürer ve sürekli doyurulması gerekir.

 

Çocuğun görünüşü, becerileri, başarıları sevgi konusu olmamalıdır. Çocuk koşulsuz

sevgi ister. Çocuk kendisiyle geçirilen zamana eş olarak sevilip sevilmediğini anlar. Çocuğu

sevmek, onunla bütünleşmek, bazı etkinliklerde onunla beraber olmak ve bir birey olarak

onun gerçeklerini anlamaya çalışmaktır.Birlikte sinema,tiyatro,konsere gitmek bu ortak ilişkilere

temel oluşturacaktır.Çocuğunuz ne yaparsa yapsın ona değer verdiğinizi ve kabul ettiğinizi bilmesini sağlayın.

mesajlarınız"seni seviyorum,odanın kirli olmasına rağmen,yaptıklarından hoşlanmama rağmen-hala seni seviyorum olmalıdır.

Böyle davranarak ,çocuğa duyulan sevginin her koşulda aynı kalacagını bilmesi özsaygı geliştirmesinede yardımcı olacaktır..

 

 SEVGİ EKSİKLİĞİ   

Anne-Baba sevgisinden

yoksun büyümüş çocukta çeşitli uyum ve davranış bozuklukları görülebilir.

Kendisini dışlanmış kabul eden çocukta güvensizlik duygusu gelişir.Çünkü sevgi yoksunu olan çocuk, kendini kullanılıp   atılmış olarak düşünür

ve kendisine değer verilmediğini gören çocuk da, bir süre sonra kendine değer vermemeye başlar buda çocuğun benlik kavramı oluşturmasına engel olarak benlik saygısını olumsuz yönde  etkiler.

Ailede sıkı eğitim ve disiplin vardır;en küçük şeyde cezalandırılma yoluna gidilir.çocuk sıklıkla aşagılanır ve horlanır.Böyle yetiştirilen çocuklarda 

duygusal problemlerle birlikte  uyumsuz davranışlarda görülür.Toplum içerisinde kendilerini saldırgan,isyankar tutum ve davranışlarıyla kabul ettirmek isterler ve çevresindeki insanlarada değer vermezler.

 

 

SEVGİ VE ŞEFKAT İNSAN RUHUNUN ÜRETEBİLDİĞİ EN GÖNÜL OKŞAYICI DUYGULARDIR.

 

 

 

 SEVGİ Yİ ANLAMAK İÇİN TANIYOR OLMAK LAZIM

*KİŞİ sahip olmadığı birşeyi sevemez anlamadığı için

*KİŞİ anlamadığı şeyi öğretemez..sevgiyi öğretmeniz için onu anlamış olmanız  lazım

*KİŞİ incelemediği şeyi bilemez sevgiyi incelemeniz için sevgi içinde yaşamalısınız.

*KİŞİ tanımadığı şeyleri değerlendiremez.Sevgiyi tanıtmanız için onunla alakadar olmalısınız.

*Kişi güvenmek istediği şeyden kuşkulanmaz.Sevgiye güvenmek için ona inanmış olmanız gerekir.

*Kişi kabul etmek istemediği şeyi benimseyemez.Sevgiyi benimsemek için sevgiye karşı duyarlı olmalısınız.

*Kişi kendisini adamadığı şey için yaşamaz.Kendinizi sevgiye adamak için herzaman sevgi içindebüyümüş ve gelişmiş olmanız gerekir.

 

SEVGİYLE İLGİLİ GÜZEL SÖZLER

 

*Sevgi gelince tüm eksiklikler biter*Yunus Emre

 

*sevgi temelde çocukla geçirilen zamandır*Haluk Yavuzer

 

*sevginin ifadesi öğrenilmiş bir davranıştır*Haluk Yavuzer

 

*Çocuk ruh sağlığı sevilmek ve oynamaktır.*Atalay Yörükoğlu

 

*Çocuklarınızı çokca öpün! her öpücük karşılığında cennette bir derece alacaksınız.

                                                                      HZ.MUHAMMED(s.a.v.)

*Gönüllerin anahtarı yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir*F.Gülen

 

*İltifat bir fincan kahveye benzer.Gönül alır*David j. Schwartz

 

*İnsanlara inanırsanız olanaksızı başarırlar*Nancy Dornan

 

 

 

 

 

 

***PSİKOLOĞ KİPLİNG, "ÇOCUK YAŞADIĞINI ÖĞRENİR"

der ve şunları ekler

Eğer bir çocuk,sürekli eleştirilirse,kınanayı ve ayıplanmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk,kin ortamında büyümüşse;kavga etmeyi öğrenir.

 

Eğer bir çocuk,alay edilip aşağılanmışsa çekingen olmayı öğrenir

 

Eğer bir çocuk,ayıplanıp suçluluk duyhusu uyandırılarak büyütülmüşse,kendini suçlamayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk,hakkına saygı gösterilerek büyütülmüşse ,adil olmayı öğrenir.

 

Eğer bir çocuk,kabul ve onay görmüşse,kendine güvenmeyi öğrenir

 

Eğer bir çocuk,aile içerisinde dostluk ve arkadaşlık görmüşse ,bu dünyada mutlu olmayı öğrenir.

 

 

 

 

 

 ÇOCUKLARDA KENDİNE SAYGIYI GELİŞTİRMENİN İKİ ÖNEMLİ NOKTASI VARDIR;

                                                      SEVGİ VE YETENEĞİNİ HİSSETTİRME.

 

 

 

 

RUH SAĞLIĞI YERİNDE OLAN İNSANIN BAŞLICA ÖZELLİKLERİ

*KISKANÇ DEĞİLDİR.*

Önyargılı değildir

*HÜMANİSTTİR.*

Sorumluluk sahibidir.

*PAYLAŞIMCIDIR*

iyi bir dinleyicidir

*EMPATİK DÜŞÜNÜR.*

iletişimcidir

 

  KADIN VE ÇOCUK konusundaki çalışmalarıma kendi çocuğundan başka diğer bütün çocuklarıda kendi çocuğun  olarak görmeye başlanılan ,  duygusal ve sosyal yönden duyarlılık düzeyini yükselten dünyanın en özel duygusu olan annelik duygusunu yaşamamla  birlikte başladım. , çevremde ve dünya da yaşayan bütün çocuklara karşı sosyal  sorumluluk  duygusu hissetmemle oldu.Branşımla ilgili çalışmalarda  hiçbir karşılık beklemeden koşulsuz yardım ederek insanları mutlu etmek  yaşam felsefemin temelini oluşturmaktadır.Çeşitli sivil toplum örgütlerinde ve üyesi bulunduğum derneklerde  kadın ve çocukla ilgili çeşitli aktivitelerde gönüllü görev alarak anne ve eğitimci olarak toplumsal sorumluluğumu  yerine getirmekteyim.

Üniversite yıllarında vermiş oldukları  eğitim ile bilgi düzeyimin oluşturulmasında, ve kendimi geliştirmemde,örnek davranış ve tavırları ile yaşamıma değer katan çok değerli bölüm hocalarım danışmanım  sayın Nurper savaş ÜLKÜER  ,Ruh sağlığı hocam sayın Güzin SUBAŞI 

Hocama saygı ve sevgilerimle şükranlarımı iletirim.     

 NEVRİYE NİGAR İÇKALE

 

     "ÇOCUKLAR DOĞUŞTAN SAF VE TEMİZ DOĞARLAR ONLARI İYİ YADA KÖTÜ YAPAN ÇEVREDİR"JN JACK ROUSSE

 

 

 

yararlanılan kaynaklar

H YAVUZER çocuk psikolojisi

A.YÖRÜKOĞLU

*E.GEÇTAN*

*MEGEP * Modülleri

*  D.İbrahimoğlu